DİL Geçen hafta sekiz ay boyunca verdiğim Bilinçli Yaşama ve Sevgi Kursları bitti. Kadıköy Milli Eğitim Müdürümüz ve Kadıköy Halk Eğitim Merkezi yöneticileri Büyük Kulüp’te yapılan mezuniyet balosunda kursiyerlerimizin diplomalarını verdiler. Coşku, sevgi ve sevinç dolu bir gece geçirdik. Kursiyerler aileleri ile birlikte geç saatlere kadar eğlendiler. Kursiyerlerimizden ünlü soprano Sayın Gülizar Akkanat piyano çaldı şarkılar söyledi. Daha sonra kursiyerlerin oluşturduğu koro ile Türk ve Dünya müziklerinden çok güzel örnekler sundular. Gecenin yıldızı ise Marmara Üniversitesi Müzik Bölümü öğretim üyelerinden tenor Sayın Bülent Halvaşi idi. Değerli konuğumuz muhteşem sesi ve piyanodaki üstün yeteneği ile napolitenler söyledi, herkes büyülendi. Kurslar nedeniyle uzun süre İstanbul’dan hiç ayrılamamıştım. Fırsatı değerlendirip eşimle birlikte bir hafta Antalya’da bir tatil köyüne gittim. Köyde bulunanların % 60’ı Rus’tu. Geri kalanı Alman, İtalyan, İngiliz ve Uzak Doğulu idi. Türkler %10 bile yoktu. Köydeki dil sorununu çözmek için ağırlıklı olarak Rus garsonlar kullanıyorlardı. Sanki yabancı bir ülkedeymiş gibi garsonlarla işaretlerle veya çok sınırlı İngilizce ile anlaşabiliyordunuz. Plajda, barlarda, animasyonlarda hemen hemen Türkçe hiç yok. Oturduğunuz her noktada solunuzda, sağınızda karşınızda ayrı dil konuşan birisi ile birliktesiniz. Her milletten insanları teker, teker inceledim. Hepsinin yüzleri gülüyor, hepsi tatil rahatlığı içindeler. Tatil köyü “Her şey dahil”konseptine göre çalıştığı için ortada para pul hiç dönmüyor. Parayı peşin ödeyip gelmişler, yalnızca tatilin keyfini çıkarmaya çalışıyorlar, yiyip içiyorlar. Hanımlar mankenler kadar güzel, erkekler yakışıklı, sportmen. Hiç ayırımsız hepsinin yüzlerinden ve gözlerinden entelektüel birikimlerinin ışıltısı okunuyor. Konuşup soramadım ama eğer konuşabilseydim mutlaka tümünün yüksek tahsilli olduğunu öğrenebilirdim Belki içlerinde doktoralılar ve profesörler bile vardı. Bu denli güzel insanlarla tatil yapmak çok hoş bir şey ama bu hoşluğu uzaktan seyrin ötesine taşıyamıyorsunuz. Çünkü diller ayrı, konuşamıyorsunuz. Hâlbuki insan, o güzel insanların bildiklerinden, gördüklerinden, sohbetlerinden, arkadaşlıklarından yararlanmak istemez mi? Bilirsiniz ki insanlar konuşarak anlaşırlar. Diliniz ayrı olunca konuşamıyor ve anlaşamıyorsunuz. Dünyada kaç ayrı dil konuşulduğunu bilmiyorum ama görüyorum ki her ayrı dil insanların anlaşması için ayrı bir engeldir. Anlaşmak insanlar arasındaki ilişkiyi güçlendirir, sevgiyi kökleştirir. İnsanlar birbirlerini daha iyi öğrenirler, daha iyi hizmet ederler, birbirlerinin gereksinimlerini daha iyi anlar, daha iyi yardımlaşırlar. Ulaşımın yalnızca yürüyerek veya hayvan sırtında yapılabildiği dönemlerde, her insan grubu kendi yöresinde kendi ürettiği bir dille anlaşıyordu. Mesafeler çok uzak olduğu için diller birbirini etkilemiyor, insanlar da dil öğrenme gereği duymuyorlardı. Milletler, devletler ortaya çıktıkça diller milletleri ayıran, kültürünü belirleyen nitelikler arasına girdi. Şimdi insanlar dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar her an birbirleriyle konuşabilecek teknik olanaklara sahiptirler. Fakat dil ayrılıkları nedeniyle konuşamıyorlar. İletişimin bu denli kolaylaştığı, hatta iletişim çağı denilen günümüzde dil ayrılığı iletişimi engelliyor. Yabancı dil öğreten okullar, öğrenciler ve aileler tarafından çok tercih ediliyor. Gençler yabancı dil öğrenmek, tüm dünya ile ilişki içinde olmak istiyorlar. Dünyada en çok kullanılan dilleri bile saysanız 20’ye yaklaşırsınız. Kolay mı bir insanın 20 ayrı dili öğrenebilmesi? Öğrense bile o diller dışında konuşan insanlara yine uzak kalmayacak mıdır? İletişimin teknik olarak bu denli kolaylaşmasına karşın insanlar arasındaki bu ayrılık neden? Tüm devletler bir karar alsa, bir dünya dili saptansa ve tüm okullarda bu dil öğretilse 5–10 yıl içinde tüm dünya insanları aynı dili konuşup, tek dille anlaşabilirler. Tek dille anlaşan insanlar arsında işbirliği kolaylaşır. Mesafeler kısalır, her insan fikrini dünyadaki diğer insanlara anlatabilir. Tercümanlar ortadan kalkar. Bilim, bilgi, birikim, deneyim insanlar arasında daha kolay dolaşır. Dünyanın neresine giderseniz gidiniz yabancılık çekmeden anlaşırsınız. İnsanlar bir veya iki yabancı dil öğrenebilmek için yıllar boyu emek veriyorlar. Yine de bildikleri dil ile sınırlı kalıyorlar. İnsanlar arsındaki dil sınırını kaldırmak. İnsanları birbirinden ayıran sınırı kaldırmak anlamındadır. Bir arkadaşımın oğlu iş nedeniyle gittiği Rusya’da dünyalar güzeli bir genç kıza âşık olmuştu. İşaretlerle anlaşarak evlendiler. Aradan bir yıl geçti tüm çabalarına karşın hala tam anlaşamıyorlar. Zamanlarının büyük bir bölümünü birbirlerinin dillerini öğrenmek için sarfediyorlar. Oğlum İngiltere’de okurken Alman bir genç kıza âşık olmuştu. Tüm aile gelin adayını pek sevdik ve evlendiler. Birinin ana dili Türkçe, öbürünün Almanca. Şimdi evliliği İngilizce konuşarak sürdürüyorlar ama anlaştıkları dil her iki tarafın ailelerine de yabancı. Almanca bilmediğim için ben dünürlerimle konuşup anlaşamıyorum. Dil engeli insanlar arasından kalkmalı eşler, analar, babalar hatta ilk karşılaşan insanlar bile birbirleriyle engelsizce anlaşabilmelidirler. |