Okullar tatil olduğunda kimse tutamaz beni, soluğu çarşıda alır, sokaklarında dolaşırım.
Oynarım şırıl şırıl akan arıklarında.Kağıttan gemiler yapar yüzdürürüm suyunda.
Akar gider, çarşıbaşından öteye.
Bu gemi, hayallerimi çoşkuyla taşırken duygularım birbirine karışırdı.Hangi dükkanın önünden geçsem,insanların yaptığı işe aklım şaşar kalırdı.
Kazım Ali, hassas tartardı,
Sinemacı Zeki, bozuk para sayardı,
Topal Durdu, iyi çorba yapardı,
Deli Apdo, şapkasına karışana söverdi,
Depeli Kore gazisi, anlatırken sıkardı,
Zorlu, zeytin ekmek satardı,
Deli Doktor, hasta olana kızardı,
Ayyuş Garı, incik boncuk bohça açardı,
Aziz Kalfa, demlenince nara atardı,
Bekçi Cumo, her düdükte bir mana vardı,
Güllü İbo, karanfil takardı,
Tüfekçi İbrahim, barut satar, tamir yapardı,
Güdük, iyi zurna çalardı,
Hancı Recep, nal çakardı,
Hızarcı Edip, odunu yontardı,
Şaşmaz, esnafına iyi bakardı.
Bütün bu insanları gördüğümde durur,onların yaptıklarını saatlerce seyreder,onlardan ilham alır,ders çıkarırdım.
Herbirinin ayrı ayrı hikayesi olan bu insanları, tek satırla anmak yetmezdi elbet.Bir çocuğun çarşıda gezip oynarken gördüğü, duyduğu,hissettiği ve yaşadığı bu olaylardan yola çıkarak İslahiyeli olabilmekti maksat.Maksat, bu çocugun hayallerini canlı tutabilmekti.